Yazmak güzeldir

Beyaz Zambaklar Ülkesinde

Yayınevi: Nilüfer Yayınları - Yazar: Grigory Petrov

0 25

Selam olsun sana, Johan Vilhelm Snellman.

‘Beyaz zambaklar ülkesinde’ kitabı, okuduğum ilk sayfadan itibaren beni etkilemeye başladı. Petrov o kadar akıcı bir dil ve olaylar örgüsü oluşturmuştu ki, büyülenmemek elde değildi.

Bir ülkenin sömürge altındayken bile kalkınmasının mümkün olabileceğini, gözler önüne seren bir eser. Finlandiya’nın gelişim ve kalkınma sürecinden ve bu süreçte önemli rol oynayan kişilerin gösterdiği çabadan, bahs ediliyor.

Suomi yani Finlandiya geçmiş yıllarda, İsveç sömürüsü ve baskısı altında yaşamıştır. Bu yıllarda yasalar, idareler ve yönetim İsveç’in elindeydi. Ülkede tek bir resmi dil kullanılıyordu. O da İsveç diliydi. Finlandiya, İsveç baskısı altındayken, kendi dilleri olan Finceyi kullanamadıkları için, edebiyatları ve gazeteleri yoktu. Ülkede İsveç kültürü baskındı.

Finlandiya bu dönemde hiç bir şekilde ilerleme ve faaliyet göstermedi. Ülkeye atanan memurlar İsveç hükümeti tarafından belirleniyordu. Finlandiya’ya gönderilen memurlar, zengin olarak yetişmiş: Tembel, sarhoş, başına buyruk tutumlar sergileyen kişilerdi. Yani kısacası, İsveç hükümeti işe yaramayan kişileri, memur olarak Finlandiya’ya atıyordu. 

Tabi ki ülke için bu elem verici bir hadiseydi. Çünkü atanan memurlar, cahil ve faziletsizdi. Vakitlerini dairelerde ya da bürolarda değil, zengin restoranlarda ve değişik eğlence yerlerinde geçiriyordu. Çalışmayı düşünmek bir yana, çalışmayı beceremiyorlardı, vesselam.

Yerli Fin halkına kibirle bakıp, dışlıyorlardı. Görevlerine geç başlayıp, erken son veriyorlardı. Görüşme için gelen halka, kaba davranıyor ve onları uzun süre kuyrukta bekletiyorlardı. İsveçli işe yaramaz memurlar, dışında ülkede eğitim, sağlık, tarım, sanayi gibi etkenler de, çok kötü durumdaydı. 

Bu baskı ve olaylar döngüsü, uzun yıllar devam etti. Sonrasında Rus çarı I. Aleksandr Finlandiya’nın yarısını işgal etti. Burgo şehrinde Suomi’nin(Finlandiya’nın) bütün temsilcilerini çağırdı ve sordu onlara: “Eskisi gibi İsveç yönetimi altında kalmak istiyor musunuz? Ya da Rusya ile birleşmeyi kabul mü ediyorsunuz?” Fin halkı Rusya ile birleşme fikrini kabul etti.

Bu ittihat iki tarafa da, avantaj sağlıyordu. Fin halkı Rusya ile birleştikten sonra, özgün kültürlerini rahatça yaşamaya ve geliştirmeye başladı.

Fin halkı artık, kendi aydınlarını yetiştiriyordu. Az sayıda öğretmen, papaz, aydın vardı. Fakat bu Finlandiya’yı hiç bir zaman yıldırmadı. Rusya yönetimi altındayken, Snellman Finlandiya havarisi seçildi. Havari demek bir önder eşliğinde, öğreti yayan kişi anlamına geliyor. 

İşte artık, Finlandiya’da Snellman dönemi başlamıştı. Snellman ulvi bir bilim insanı, filozof ve aynı zamanda da siyasetçiydi. Ülkesi Finlandiya’yı, bataklıklar ülkesi sıfatından Beyaz zambaklar ülkesi sıfatına taşımaya ant içti. 

Snellman ve arkadaşları, halk öğretmeni kimliğine bürünerek, halka hizmet edip, onları bilinçlendirdi. İlk başlarda hitap ettikleri, Fin halkının kitlesi bir avuç insanı geçmiyordu. Fakat Snellman asla vazgeçmedi ve yoluna kararlılık ile devam etti. 

Halka konuşmalarında şu sözler ile hitap ediyordu: “Sevgili Fin halkı doğruluğa, düzene ve disipline daima özen gösterelim. Vicdan duygumuzu geliştirelim. Başkalarının haklarına saygı duymayı öğrenelim.

Ancak bu değerler çerçevesinde kalkınan ve saygı duyulan, bir Finlandiya oluşturabiliriz. Gün geçtikçe, Snellman daha fazla halk kitlesine hitap ediyor ve daha fazla etkileşim sağlamış oluyordu. Artık Snellman bir halk kahramanıydı. Halka tarımı, eğitimi, askeri oluşumun düzeni ve kurallarını öğretti. 

Snellman eğitimde büyük devrimlerin oluşmasına, ön ayak oldu. Öğretmenler, özenle seçiliyordu. Okuldaki derslerin dağılımı, özel bir yöntem ile belirleniyordu. Sabahları iki saat sekizden ona kadar. Öğleden sonra ise ikiden dörde kadar, eğitim görüyordu öğrenciler.

Yazara Ait Diğer İçerikler

Bu düzen sayesinde, öğrenciler uzun süre havasız ortamda kalmaktan ve uzun süre aynı ortamda bulunmaktan, yorulmuş ve sıkılmış olmuyordu. Okullarda kışın, buz pateni kayılıyor ve kayak yapılıyordu. Yazın ise koşuluyor, yüzülüyor ve top oynanıyordu. Okullar sağlıklı bir nesil yetiştirmeye başlamıştı. Artık eski İsveç dönemindeki Finlandiyadan eser yoktu. 

Eğitim, önemli bir düzeyde değişime uğramış ve gelişmeye başladı. Snellman eğitim konusuna, ehemmiyet gösteriyordu. Çünkü gelişimin ve kalkınmanın okullar ile başlayacağını çok iyi biliyordu. 

Bu hususta söylediği, çok güzel bir sözü var: “Vatandaşlarımızdan ellerinden gelen herşeyi yapmalarını istiyoruz. Bu yüzden fabrikalarda çeliği işler gibi, okullarda gençlerimizi işliyoruz.” 

Snellman eğitimin yanı sıra sağlık, sanat, tarım gibi etkenlerin gelişmesinde, çok önemli rol oynamıştır. Fin halkı artık kendi dilinde yani Fince dilinde, gazeteler ve edebi eserler üretmeye başlamıştı. 

Sanata son derece ehemmiyet gösteriliyor ve sürekli olarak sanat üzerine oturumlar düzenleniyordu. Snellman askeri oluşumda da, köklü değişimlere gidilmesini sebep oldu. 

İsveç yönetimi altındayken, askeri koğuşlar ve kışlalarda içki içiliyor ve sürekli küfür ediliyordu. Temizlik kavramı hiçbir şekilde tam manası ile uygulanmıyordu. Tam bir kaos ortamı hakimdi kışlalarda. Her rütbe, bir altındakine kibirle bakıyordu. Küfür fazlasıyla yaygındı. Birbirlerine iltifat ederken dahi, çirkin çirkin küfürler ediyorlardı.

Snellman bu gidişata el attı ve askeri kışlaların olması gereken düzeni hakkında konuşmalar düzenledi. Bu konuşmalar bir devrim niteliğindeydi ve bundan sebebiyet köklü bir değişime gidildi. 

Artık kışlalarda ki Fin subaylar, temizliğe özen gösteriyorlardı. Askerlere temizliğin önemi anlatılıyordu. Sabah, akşam ve her yemekten önce el yıkama alışkanlığı kazandırıldı. Bunun yanı sıra subaylar, askerlere temiz bir dilin öneminden bahsediyordu. Artık kışlalarda kimse küfür etmiyordu. 

Subaylar, askerlere ışık tuttular ve onların hayatlarına yön verdiler. Artık tıpkı okullar gibi askeri kışlalarda, çok önemli bir rol oynuyordu Finlandiya için. Subaylar, askerlere eğer kahramanlık göstermek istiyorsanız, bunu asil ve güzel bir şekilde yapın diyordu. Sporla uğraşın, kitap okuyun, çevik olun, sanat ile uğraşın, güzel dans etmeyi öğrenin, öğütleri veriyordu kışlalar.

Snellman bu sorunu da çözdükten sonra, ebeveynleri çocuk eğitimi hakkında bilinçlendirmeyi, kendine ödev olarak belirledi. Yaptığı konuşmalarda, ebeveynlerin çocukları suçlamaması gerektiğini vurguluyor, ortada bir yanlış varsa ebeveynlerin kendilerini değerlendirmeye almalarını dile getiriyordu. 

Snellman bu konuyu şu sözler ile ifade etti: “Çocuklardan sevgi ve saygı görmeyi beklemeyin, sizleri dinlemezler. Tehditle, küfürle, cezayla bunları elde edemezsiniz. Öyle davranın ki, çocuklar size saygı duysun.” 

Snellman ülkesini artık, Beyaz zambaklar ülkesi sıfatına taşımıştı. Eski Finlandiya’dan eser yoktu. Yeni Finlandiya, gelişen ve kalkınan bir ülkeydi artık. Eğitim, sanat, tarım, sanayi, sağlık, askeri oluşum etkenleri, son derece düzenli işliyor ve gelişiyordu. İşte artık bir ülke harekete geçip, kaderini belirleyerek çizmeyi başarmıştı. O ülkenin adı ise Finlandiya.

Kesinlikle okunması gereken bir eser olduğu kanaatindeyim. 

Saygılarımla…

Sesli Kitap

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.